Aylık arşivler: Mart 2014

Şiir yazıldıkta sonra yazana değil, lazım olana aittir..

E, Beşiktaş da 2 şiir gibi gol attıktan sonra, elbet bu goller taraftara aittir..!

“Büyük Efendiler” kendi kafalarına göre uygun görüp, ceza verdiği için kadın ve çocuklarımızla birlikte Atatürk Olimpiyat Stadındayız..

“Mart kapıdan .baktırır kazma kürek yaktırır” sözü bu yıl itibariyle tarih olduğu için Mayıs kokulu bir akşam nazında seyrettik maçı..
Ben çok uzun zamandır Beşiktaş’ın bu kadar erken gol attığını görememiştim..
Veli Kavlak, Beşiktaş taraftarının “Veli Kavlak’ın askerleriyiz” sloganını hak ettiğini ispat edecek bir gol atınca “Bu akşam iyi geçecek” dedim..
Arkasından Motta’nın “atmazsan konuşmam seninle” diyerek ortaladığı topu Mustafa Pektemek “Atmazsam dedikodu çıkar” diyerek ağlara gönderdi!
E, ben rahatım şimdi..
Gerçi sonuç ne olursa olsun hep seveceksin takımını, aşk gibi vazgeçmeyeceksin!
Bu stada Beşiktaş’ı görmek için tam 79 kilometre yol geliyorum ya, 1 gün şikayet ettiysem kahrolayım, kahrolayım..!!
Mustafa Pektemek hava topunda Sonko ile çarpışınca kafası yarıldı..
O haldeyken sahada gösterdiği performans için her Beşiktaşlı gurur duymalıydı!
Kafasına sarılan bandajdan sızan kanı görememek mümkün değilken, Pekmetek, kafa toplarına çıkmaya cesaretle devam etti ya..
Ben ne diyeyim çocuk sana..
Hele ilk yarıda kan olan forma çıkartılıp yenisi giydirilirken formanın yakasının kesip Mustafa’ya giydirdi görevliler..
Tabii bu maç bir büyük kazanımı daha ortaya çıkardı!
Sezon başından beri doğru dürüst şans verilmeyen Pedro Franco, Beşiktaş’ın artık vazgeçilmez stoperidir.. Olmalıdır!
Pozisyonlarda tereyağından kıl çeker gibi aldı topları bu adam!
Bilic Agama ‘bazen şaşırıyorum’ diyordum ya..
Bu da onlardan biridir..
Bazen, ringe bir eli bağlı çıkan boksör gibi oluyor yaptığı tercihlerle…
Mesela bu gece, Holosko’ya nasıl tahammül etti acaba!
Attığı pasları zamanlama hatası rekoru kıran bir adamdı Holosko!
Bilic, kendi kendisine niye eziyet etti ki!?
Bu sorunun yanıtı ÖYSM’de bile yok(!)
Elbette, sezon başından beri başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmediği için Bilic Agama kızmıyorum, kızamıyorum..
Sadece serzenişte bulunuyorum..
Misal, neden Kerim’e de bu kadar şans vermez ki..
Oynamayan futbolcudan bi hayır gelmez Aga!
Unutma “İşleyen demir ışıldar”..

Kafasındaki bandaj defalarca değişen ve tam 3 forma değiştiren Mustafa Pektemek alkışlarla soyunma odasına giderken, Almeida sevgi gösterisiyle oyuna dahil oldu..
Ben yine çok rahattım..
Çünkü, 3-0 olsa bile 3-3 biten maçlar gördüğümüz için Beşiktaşlı hep “tetik” üstündedir!
Ama ben yine çok rahattım!
Neticede, maçın başından beri dört dörtlük oynayan Karaoğlan Atiba’nın 3. golü geldi..
Şimdi soruyorum size; “Ben rahat olmayayım da kim olsun..!?
Şu hakemleri yazmayayım diyorum ama gerçekten çaresiz bırakıyorlar adamı..
Gole giden
Motto’ya sırtı ile müdahale eden kalecinin hareketi Kırmızı Kart değil miydi yani..
Hakem out verdi iyi mi..!!
Ya maç 0-0 olsaydı?
Yazık olmayacak mıydı Beşiktaş’a bir kere daha..
Bir örnek daha vermeliyim..
Akhisarlı oyuncu Jermaine Jones’a arkadan sert hareket yaptı.
Jones hiçbir şey yapmadığı halda hakem ikisine birden sarı kart gösterdi..

Neyse bu gece de bitti!
Gerçi tek taraflı bir maç oldu ya bu gece..
Şimdi gelelim hikayemizin özüne:

‘Şiir yazıldıkta sonra yazana değil, lazım olana aittir..’ dedik ya..
Şimdi onun hikayesini anlatayım..
Daha önce de anlatmıştım ama sanırım bir kez daha sırası geldi!
Savaş yıllarında İtalya’da bir postacı varmış..
Güzel mi güzel bir kadına aşıkmış..
Adam postacı ya, kadın yüz vermiyormuş..
O da Paplo Neruda’nın şiirlerine kendi yazmış gibi kadına okuyormuş..
Böylece kadını elde etmeye çalışıyormuş!
Bir gün biri, durumu fark etmiş.
“Bu şiirler senin değil ki” demiş..
Postacı gayet rahat şu yanıtı vermiş:
Şiir yazıldıkta sonra yazana değil, lazım olana aittir..”

Sonuç itibariyle Beşiktaş’ın bu gece yazdığı 3 gollü bu şiir de taraftara aittir!!

Neyse OC bu gece de kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Kargalar güler size..

19orhan_canSadece adalet istiyorum..
Binlerce defa yazdım sadece adalet, herkese eşit adalet!
Kayrılma, torpil istemiyorum..
Haksızlığı yapan Beşiktaşlı oyuncu olsa bile kartı yemeli..
Benim iddiam budur..
Sadece eşitlik istiyorum.. Çok mu..?
Olmuyor ama.
Yine Beşiktaş’ı çatır çatır doğradılar..
Hiç kimse artık maçlardan dünyanın parasını kazanan hakemleri şu sav ile savunmamalı:
“Biz bu hakemleri kolay yetiştiremedik..”(!)
Kargalar güler buna kargalar..
Kargalardan vazgeçtik artık kuzgunlar da gülüyor bu duruma..
Geçin hafta Türkiye’ye geldiğinden beri Beşiktaş’a yapılan her türlü kumpası gören Biliç gardaşım bile isyan etti..!!
Basın toplantısında sağ elini masaya koyarak ayağa kalktı ve hakemlerden “Adalet” istedi..!!
Sadece “Adil” yönetim..
Çünkü, bugüne kadar yaşadıkları pişmiş tavuğun başına gelmemişti!
Hakemler kolay yetişmiyormuş..
Ohh ne ala ne ala..
Onlar kolay yetişmiyor da milyon milyon paralar harcanarak kurulan takımlar kolay mı kuruluyor yani..!?
Kargalar güler size.. Kargalar..
İyi be, kulüpler milyon dolarlar harcayarak takımlar kursun birisi gelsin onu yerle bir etsin..
Sonra da “Bu hakemler kolay yetişmiyor” de..
Hadi oradan be..!!
Maç başına kaç para alıyor bir hakem biliyor musunuz..!?
Bilmiyorsanız ben söyleyeyim size..
FİFA kokartlı olan 2500, olmayan 1500…
Yolluklar hariç..
Ayda 4-5-6 maç yönet oohhh…!!
Ohhh, suyundan da koy..!!
Üstüne, milyon dolarlarlar yatırılmış takımı ye..
Eve gidince üstüne şekersiz kahve içerler artık..

Bakın hele!
Bir yerde “Taraf” varsa “Karşı Taraf” da vardır..
Bir yer de “Yaka” varsa “Karşı Yaka” da vardır..
Unutmayın ki bir yerde adalet yoksa vicdanlarda isyan vardır..

Anlaşıldı ama!
Bunlar yemin etmişler Beşiktaş’ı yemeye..
Yiyemeyeceksiniz ama!
Ne demiş atalarımız, “Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner”!
Unutmayın rüzgar bir döndü mü coşar bu deniz…

Neyse Kutuplardan yeni döndüm.
OC bu gece de kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..

‘Kurtarıcı’ya da kurtarıcı lazımdı

DURBUNYazını başında hemen söylemelim ki, Melo denilen adamın yaptığı çirkin harekete, “Suç hareketi oluşmadı” diyerek ceza vermeyen bir grup tuhaf insana hayretlerimi gönderiyorum!
Suç hareketi oluşması için, illa sahada cinsel temas mı olması gerekiyor yani!?
Besbellisiniz tuhaf adamlar..
Yazık size..
xxxx
Tekrar gelelim Atatürk Olimpiyat Stadına..
Federasyondaki amcalar maçı, İstanbul trafiğinin zirve yaptığı Cuma gününe verdiği için binlerce taraftar ‘yetişemem’ düşüncesindeydi tabii..
Eh, bu durum da elbette tribünlere yansıdı!

 

İlk yarı Galatasaray maçında kumpasa getirildikten sonra haleti ruhiyesi dağılmış bir Beşiktaş’ı zar zor yenen Antalya yine Siyah – Beyazlı ekibin karşısındaydı..
Beşiktaş maçın ilk yarısında gol atamasa da derli toplu bir görüntü verdi.
Aslında ilk 45 dakikaya 1 gol sığdırmalıydı..
Hakemin ardı ardına verdiği yanlış kararlar vardı tabii..

Spor dünyasının yakından tanıdığı Recep Şeker bile isyan etti bir ara..
“Hakem oyunun içine etti” dedi..
“Yok” dedim gülümseyerek “Henüz içine etmedi, şimdilik ıkınıyor..!!”

İkinci yarıda da maşallahı vardı hakem beyciğimin..
Rahatladı rahatlayacaktı..
Misal, Holosko’yu ceza sahası içinde yerle bir etti Antalyalı..
Hakem bey ‘penaltı değil’ dedi. Yani faul yok dedi.. (Beşiktaş’ın penaltısını vermedi.)
İyi ama, aynı hareketi Necip yaptı, ona sarı kart verdi hakem..
Artık kabul edin, iyi insan olabilirsiniz ama kötü hakemlersiniz..

xxxx

Almedia’nın bazen yaptıkları çok garibime geliyor kimi zaman..
Misal tuhaf bir pas atıyor kimsenin anlayamadığı bir yere..
Her halde “Anlayamazsınız”(!) demek istiyor..
Hani şeytan diyor, al eline bir megafon bağır Almeida’ya..
“Canım kardeşim, güzel çocuk, Beşiktaş’ın bi’tanesi. Seviyoruz seni de, taca çıkan topu sen niye atıyorsun. Sen santraforsun, içeride golü kim atacak ha!?” diyerek kulaklarından çekesim  geliyor ya..!!
Hay böyle düşünmez olaydım.
Nazır mı değdi ne..
Almeida ceza sahası içinde şut atarken rakibiyle krampon krampon oldu..

 

Maçın son dakikasında hakem işlemini tamamladı.
Yaptı yapacağını..
Maç golsüz bitti..

Xxxx

Son söz olarak;
“Bu maçı Beşiktaş alamadı” değildir.
Bu maçı Bilic alamamıştır.. Beşiktaş değil..
Yaptığı değişiklere baktığınız zaman anlarsınız bunu..
Sakatlanan Almeida’nın yerine “KURTARICI” olarak Uğur Boral’ı alırsan..
Bu tabloya bakarsak, “Kurtarıcıya da bir Kurtarıcı lazımdı”..!!
Holosko tel tel dökülürken Jermaine Jones’u çıkartırsan…
Ki, o çıkar çıkmaz da Antalya ilk kez top çevirdi Beşiktaş sahasında..
Peki ya, 3 milyon 200 bin euro verilen Kerim niye oturur yedek kulübesinde?

 

Orhan Can

Çocuklarınıza nasıl anlatacaksınız

orxa`n_ca`n3-225x300Bu, iyilikle kötülüğün savaşıdır..

Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır”
Bu cümleyi rahmetli Çetin Emeç’ten ilk okuduğumda bir de ekleme yapmıştım.
“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacak ve başkasına da örnek olacaktır”
‘O yaptı bak, ben de yapmalıyım’ diyecektir!
Maalesef Türkiye’de durum budur.
Melo’nun yaptığı hareketi dans figürü olarak görmek ahlaksızlığa ortak olmak değil midir?
Kimse unutmasın ki ahlaksızlık, dünyanın her yerinde ahlaksızlıktır..
Ahlaksızlığı savunmak da suç ortaklığı değil midir?
Drogba’nın şaşkın bakışları altında sahada seks hareketi yapan biri kurtulacak mı?
En masum vicdan, isyan etmez mi buna..
Eğer kurtulursa, bunu çocuklara nasıl anlatır, yüzlerine nasıl bakarız ki!
Sanıyor musunuz ki o hareketi küçük çocuklar internetten bulamayacak, görmeyecek!
O minnacık çocukların yüreğinde paramparça duygular yeşermeyecek mi sanıyorsunuz ha?
Beyninize kazın ama, verilecek kararda,
Ya ahlak kazanacak ya da ahlaksızlık!
Çünkü, bir düşünün hele..
Bu çirkin hareketi kim, kime karşı yaparsa yapsın..
Sizin, hiç karşı takımı tutan, bir kız arkadaşınız, bir küçük kız, bacınız, anne diyebileceğiniz bir kadın yok mu!? Onların suratına nasıl bakar bir insan..
Bunu da mı es geçeceğiz..
Suça ortak mı olacaksınız yani.. Ahlak suçuna..
“Bu halk dansı, herkes yapıyor” nasıl der bir insan!?
Sıkıysa görüntüleri herkese seyrettirin de, gözümüzün içine bakarak bunu söyleyin!
Unutmayın ki ahlaksızın ve ahlaksızlığın takımı, rengi, ırkı, dili, dini, coğrafyası yoktur. Çünkü ahlaksızlık, ahlaksızlıktır.. Başka bir tanımı yoktur..
Uzayda da olsa böyledir..
Bir fanatik gazeteci arkadaşım bana mesaj attı:
“Melo bu ülkenin örf ve adedini bilmiyor” diye..
Buna, bırakın kargaları, öküzler bile güler yahu..
Yapmayın ne olur! Eşek kadar adamlarsınız.
Bunu yapan ister BJK’lie, ister GS’li,İster FB’li, ister TS’li olsun..
Hangi takımdan olursa olsun, kınamalı insan..
Bile bile yanlışı savunmak kadar acı bir çöküntünün içinde olmak, ne kötü bir şeydir!
Bile bile hırsızlığı savunmakla eş değer değil midir bu?
Ne farkı var söyleyin Allah aşkına..
İşte ahlak erezyonu da tam burada yatmaktadır..
“Benim adamım yapmaz..”
“Benim adamım yapmış olsa bile benden olduğu için suçsuzdur”
İşte bu yüzen tüküren adama tükürmedi derler..
Ve tükürüğün tarifi hukuk tarihine utanç vesilesi olarak girer..
Bilinmeyen sıvı..
Breh breh..!!
Tarife bakın hele..
“Bilinmeyen sıvı..” Tükürüktür diğer adı..
Ama tükürük dersen cezası var, bilinmeyen sıvı dersen cezası yoktur!
Oysa vicdan kalbin yoldaşıdır..
İnsanın içindeki Tanrı’nın da sıkı arkadaşı..

 

Cımbış burada yatıyor ya, geçtiğimiz yıl Melo’nın kırmızı kart gördüğü bir olayı yumuşatmak ve cezasının hafifletmek için okkalı tükürüğüne “Kar Tanesi” denmişti..
Kar yağıyordu çünkü o sıra..
Elinizi vicdanınıza koyun bunun adı ahlaksızlığa suç ortaklığı değil midir!?

 

Bakın Semih’in hareketini ben de herkes gibi ayakta alkışladım.
Oysa alkışlanacak bir harekat değildir o..
Olması gereken harekettir..

İnsan olanın, adam olanın, kalbinde ahlak, erdem gibi duyguların yaşatanların yapması gereken şeydir o!
Ahlak ve dürüstlüğün, erdemle taçlandırıldığı andır yani!
Ama o büyük ince çizgidir aynı zamanda..
Demek ki, o kadar ayıp hareketin içinde biri, doğru bir şey yapıyor ve toplum olarak alkışlıyoruz onu..
Ne kadar özlemişiz dürüstlüğü demek ki..

İşte tam bu noktada herkes şapkasını önüne koyup düşünsün bir kez değil, bin kez..
Misal, hakemi kandırıp emek hırsızlığı yapın.
Yalandan yere yatıp, on takla atın..
Sonra da hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkın..
Gol atın, attırın, puanlar alın..
Değeriniz nedir Semih gibi çocukların yanında..

 

İşte a be dostlar, bu yüzden, “Benim adamım yaptıysa suçsuzdur” dememeli insan!
Ahlaksızlığı ahlak, erdemsizliği erdem yapmamalı insan!
Hangi takımdan olursanız olun, hangi renge aşık olursanız olun..
Suçlu, suçlu olmalıdır..!!
Xxxxx

 

Daha önce anlattım, bir kez daha anlatacağım:
Bakın, bir masal ülkesinde bir Kızılderili Şefi varmış..
Kızılderili Şefi’nin iki de toraman mı toraman köpeği varmış..
İkisi de güçlü kuvvetliymiş..
Birinin adı İyilik , öbürünün adı Kötülükmüş..
Bir gün torunu kendisini ziyarete gelmiş..
Köpeklerle oynarken küçük çocuk dedesine,
“Dedeciğim, köpekleri kapıştırsak hangisi kazanır..?” demiş!
Yaşlı reis, çocuğun yüzüne şöyle bir bakmış..
Kendisinden emin uzaklara bakmış ve şu cevabı vermiş:
“Hangisini daha iyi beslersek o kazanır..”!!

 

İşte hayat dersimizin ana fikri budur! .
Unutmayın ki, iyiliği de kötülüğü de besleyen insandır..
Ya çocuklara örnek olacağız ya da tarihe rezil geçerek öleceğiz!!
Ben, ÖRNEK OLMAKTAN YANAYIM..
YA SİZ…!!?

İşte kardeşler, bu yüzden bu olayda; “Ya ahlak kazanacak ya da ahlaksızlık..”!

 

Ben hala umut ederim; çünkü umut, kalbimin yoldaşıdır..
Yok mu diyorsunuz, yazık size..

 

NOT:
Ey insanlar, “Sevgi-Sevgisizlik”, “Dürüstlük-Yalancılık”, “Vicdan-Vicdansızlık”, “Zalimlik-Mazlumluk”, “Onur-Onursuzluk”..vs gibi duyguları yaşatmak sizin elinizde..
Unutmayın a be dostlar, ‘Ahlak’, ‘Erdem’ gibi kavramları beslerseniz iyilikler gelişir..
“Beslemezseniz”, ‘kötülükler’ sarar her yanı..
Bu, aşkta, sevgide, arkadaşlıkta, iş hayatında, ticarette, sporda, kısacası hayata dair her şeyde geçerli değil midir!? KARAR SİZİN..!!
O yüzden bu olay; iyilikle kötülüğün, yani karanlıkla aydınlığın savaşıdır…

Bu olayın aşağıdaki açıdan videosunu seyrederseniz mideniz bulanır. (İsteyene delil olarak verilir)

 

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Ah o penaltı olmasaydı..

orxa`n_ca`n3-225x300Galatasaray yönetimi, Beşiktaş’a pimi çekilmiş bir el bombası gönderdi.

O da bu maçta “patladı”!
DanyGol oldu..
Adama çift daldı resmen..
Üstelik top 1 metre ileride(!)

Peki ama, Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi ‘hırsız’ın hiç mi suçu yoktu?

Bilic efendiye ne demeliydi..
Necip’ten sağ bek yaratmış..
Maçı, yetmiş dakika seyretti.
Fernandes’i 69 dakika kenarda bekletti.
Bence Bilic, maçı almamak için çok uğraştı..
Almeida, ben sayısını unuttum kaç top indirdi.
Bir tane adam yanında olmaz mı..
Akıllı ara paslar atacak adam yoktu ki..
Bir ‘Orkestra Şefi’ lazımdı Beşiktaş’a!

Galatasaray o kadar kötüydü ki..
Beşiktaş, Şükrü Saraçoğlu’daki topu oynasa Galatasaray inanın fena olurdu!

Geceye başlarken şöyle düşünüyordum:
Bu maçta beraberlik olmamalıydı.
Kim olursa olsun ama biri kazanmalıydı!
Çünkü, beraberlik her iki takıma da yaramayacaktı..
Ancak, herkes gibi ben de ilk 25 dakikaya kafamı takmıştım.
Herkes gibi ben de yanıldım.
Kendi sahasında oynayan Galatasaray’dan en azından ilk 20 dakika baskı beklerdik!
Ama bizi yanılttılar.
Baskıyı, ev sahibi yerine Beşiktaş yaptı..
Ancak, Dany beni yanıltmadı.
Sanki Galatasaray’ın 12. adamıydı.. İtiraz edilemeyecek bir penaltı yaptırdı.
Bu, ilk yarının sonucuydu..
Geriye kaldı son 45 dakika..
Adam olanlar için o 45 dakikanın içine bir koca dünya sığar..
Cüneyt Çakır’dan çok korkuyordum.
Çünkü, en son olarak Fenerbahçe maçında Beşiktaş’ı yakmıştı.
Daha önceleri de İnönü’de Galatasaray’a karşı Siyah – Beyazlıların canını çok acıtmıştı!
Sadece 1 tane örnek size..
Anımsayacaksınız, Almeida’nın buz gibi golünü vermemişti!
“İyi” Hakem ya..
Aslında iyi ambalajmış kötü bir hakemdi..
Misal bu maçta, Veli’yi perişan eden Melo’yu kayırdı, Ceyhun’a kırmızı vermedi!
Mancini bile anladı da adamı oyundan aldı..
Demek ki,
taraftarların “Ooooooooo” diyerek stadı ayağa kaldırmaları arkadaşa “paralel” etki yaptı!
En ufak temasta yere yıkılan Galatasaraylı oyuncular için taraftarın “Ooooooo” demesi normaldir aslında..
Hakeme baskı yapmak isterler!
İyi hakemsen aldanmayacaksın..

Bu oyunun adı futbol buz dansı değil” dersin geçersin..
Ancaaak,
taraftar desteği ile misafir takıma “kasaplık” yapılıyorsa ve sen kart gösteremiyorsan, kötü bir hakemsindir..
Allah, Dünya Kupası’ndaki takımlara acısın..!!
xxxx
İkinci yarı, Almaida’nın sol çaprazdan attığı şut gol olmalıydı.
Fırsat 1 kez gelir adamın ayağına, kullarsın ya da kullanmazsın..

Ancak Semih’i, Cüneyt çakır gibi ben de tebrik etmeliyim.
“Top benden çıktı” diyerek hakemin kötü kararını değiştirdi..
Bence son zamanlarda sahalarda görünmeyen bir centilmenlik örneği idi!
Tolga’nın yerine giren Cenk’in de sakatlanması maçı 10 dakika uzattı..
Sonuç değişmedi..
Beşiktaş bu gece çok daha iyi futbol oynadı..
Tabii, Haticeye değil neticeye kız veriyorlar hayatta..

 

Beşiktaş bu maçı,
önce Dany, sonra da topları “öldürmekle görevlendirilmiş Gökhan ve Bilic üçgeni yüzünden verdi..
Gökhan iyi bindiriyordu ama, ara pas atacak düşünce yok ki adamda..
Hızını alamasa kendi gölgesine çalım atmaya kalkacak!
Kaç topu böyle “Ezdi”..

 

Sonuç olarak, hakem keşke sadece ADİL olmayı becerebilseydi..
Hele o penaltıyı Dany yaptırmasaydı..
Bilic gardaş da maçı seyredeceğine daha önce müdahale etseydi..
Neyse; dedik ya, Haticeye değil neticeye kız veriyorlar bu dünyada..

Gecenin özeti itibariyle;
Yağmurdan sonra toprak ne güzel kokar..
Hatırlar mısınız..?

Epeydir yağmıyor çünkü..
Unutmuş olabilirsiniz..
‘Anımsatayım’ dedim..
Bu gece kim kazanırsa 3 puanı,
yani yağmuru tam üstüne yağdıracaktı..
“Bu da Beşiktaş’a nasip oldu!” diyecektim.
Diyemedim..
Galatasaray’a nasip oldu..!!
Berabere kalsa, “kuraklık” sürecekti!

Oysa sıradan bir şubat gecesi olacaktı!
Herkese En Kalbi Muhabbetlerimi gönderirim..
Ben Can; Orhan Can..

NOT: Gecenin en güzel esprisi Fenerbahçelilerden geldi..
En azından güldüm ya..
Bana attıkları mesajlarda;
benim yazı sonu imzamdan yola çıkarak,
“BenDanyGslıDany”
dediler ya gerçekten ağız dolusu kahkaha attım(!)

Görmediğim şeyi gördüm demem

orxa`n_ca`n3-225x300Her tepenin üstünde bir Kartal, her yiğidin gönlünde önce Siyah-Beyaz sevda, sonra şampiyonluk yatar..!!

Eh işte, Beşiktaşlı için hayatın doğal akış felsefesi budur!
Ben şahidim.
Yakından tanığım.
Görmediğim şeyi, gördüm demem!
Bizzat gördüm.
Bursa maçı öncesinde de Atatürk Olimpiyat Stadında, bir kez daha şahit oldum.
Sevda böyle bir şeydir! Dürüstlüktür.
Doğu Tribünü “tadilatta” olduğu için 50 bin Beşiktaşlı diğer tribünlere sığmak zorunda.
Kuzey, Batı ve Güney Tribünleri yani..
Ve maç başladı. Ben şahidim!
Beşiktaş güney, Bursa kuzey kaleyi aldı! Şahidim gördüm!

 

11. dakika geride kalırken Bursa 2 defa gol kaçırdı!
Ben şahidim, tanığım.. Hatta bir tanesini Beşiktaşlı oyuncular çizgiden çıkardılar..
Gördüm, şahidim..!!
Yanımda oturan gazeteci arkadaşım Eray Emin Aydemir,
“Abi 2 defadır Beşiktaş kalesini Allah korudu” dedi.
Ben de ona “Allah vardır ama tarafsızdır” dedim.
O, karışmaz insanoğlunun yeryüzünde yaptığı “İyi-Kötü” işlere..
Bence “NOT ALDIRIR”.
Not ettirir birilerine, hepsi o..
Hani sırtında kanatları olanlar var ya, onlara işte!
Bu düşünce doğru olsa;
35. dakikaya kadar Almeida’nın yaptığı “mallıkları”, Tanrı mı yaptırıyor yani..!? Hayır..

 

Mesela, Atiba’nın ayağı takıldı düştü, kalktı, düşen adamın eline top çarptı ya..
Hakem sarı kart verdi. Ben şahidim..
Haksız ve adaletsiz bir kart.. Gördüm!
Şimdi bu haksız kartı, Tanrı mı verdirdi yani..? Hayır..
Hakem verdi!
Yaradan’ın ne suçu var bunda..!!

 

Yine bir başka misal,
Yalandan yere düşen Bursalı için Ersan’a kırmızı kart gösterdi hakem..
Tanrı mı verdi yani ‘Kırmızı Kartı’!? Hayır..
Adına maalesef hakem denilen adam verdi.
Vallahi o verdi billahi o verdi!
Ben şahidim, gördüm..!! Tanığım ben.
50 bin kişi ben de tanığım..

 

İlk yarının son anlarında maçın içine edildiyse, bunun suçlusu hakem ve “Ay biz, bu hakemleri kolay yetiştirmiyoruz” diyen federasyon ve hakem komitesidir..!!
Oysa, bütün profesyonel işyerlerinde kötü olan eleman işten çıkartılır..
Bir hakem kötüyse, ona bir daha maç vermeyeceksin. Atacaksın..
Hem, diğer hakemlerin önü açılır..
Fenerbahçe’yi de böyle yemediniz mi Sivas maçında..!!
Ama yönettiğiniz yer aile şirketiyse sizinkisi, kötü olan da “Aileden” biriyse..
Hani, durum “al gülüm ver gülümse” mesele yok tabii..
Yersiniz tabii Yağma Hasan’ın böreğini, aile şirketi olursa..
Örneğin Beşiktaş – GS maçını katleden birine yeniden maç vermek CİNAYETTİR!
Hele hele, yalan rapor yazmış duruma düşen birine – Ki, Federasyon verdiği kararla hakeme ‘Sen yalancısın, raporun yalan’ demiştir – yeniden maç vermek,
TAAMMÜDEN ADAM ÖLDÜRMEKTİR!

 

Yine konumuza dönecek olursak,
mesela, Almeida müthiş bir gol attı, Tanrı mı attırdı bunu!? Hayır..
Fernandes son dakika da yüzde yüzlük golü kaçardı, Tanrı mı kaçırttı yani? Hayır..

 

Ve maç  Beşiktaş’a 3 puan yazan sonucuyla bitti..
Ben tanığım.. Bütün maç tanıklık yaptım..
Daha yazmadığım neler gördüm neler!?

 

Sadede gelecek olursak,
Daha önce Fenerbahçe maçında yazmıştım. Yine yazayım:
Biz gazeteciler TARİHİN TANIKLARIYIZ..
Olmayana, ‘OLDU’; olana, ‘OLMADI’ diyemeyiz..
“Atananlardan”
değil, hem üniversiteden, hem sokaktan yetiştik..
Muhabirlikten geldik.
Ve muhabir sadece gördüklerini yazar!
Ben de gördüklerimi yazdım arkadaş!.
Unutmayın ama,
“Tanrıya inanan adam olmak kolaydır, asıl zorluk Tanrı’nın inanacağı insan olmaktır..”

 

Neyse, bu tatil günü OC kutlamaya kaçar!
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Bu arada,
Üniversiteden arkadaşlarım da gelmişti. Tümen tümen..
İlk arayan Safiye Çakır idi.. Israrla çaldırıyordu telefonu..
Üst tribünden sarkmış, bana el sallıyordu!
Ben şahidim gördüm onu..! Yanında da Sinan Özdemir vardı!
Ona da tanıklık ederim. Buradalar..
Bu kızın okuldaki ismi “Çılgın Safiye” idi..
Hala da en hiperaktifimiz..
“Kız sarkma düşeceksin sonra. Dur 3 puanı alalım ondan sonra düş” dedim.
Duydu mu duymadı mı bilmiyorum.. ?))
İşte bak, 3 puanı aldı Beşiktaş, düşeceksen şimdi düşebilirsin yani..:))