Aylık arşivler: Ocak 2014

VİCDAN, insanın içindeki TANRI’nın ARKADAŞIDIR…

19orhan_canVİCDAN, ADALET VE AHLAK bir kez daha kazandı..

Kasımpaşa maçı öncesinde
“Sen yoksun ya Ömer, adalete hasret kaldık demeyiz inşallah” demiştim.
Yıllardır hasretiz çünkü..
Hakemin kararları kara bir mizah gibiydi doğrusu o gece..
Sizce o gol pozisyonu kesmek ‘Hava Atışı’ ile mi ölçülürdü..
Kural hatasının tillahıydı bu..!!

Portakalın kabuğu gibi acıydı yapılan haksızlık..

Bakın yeryüzündeki ey insanlar..
En zoru ve en ağırı nedir biliyor musunuz?
“Vicdan Sofrasıydı” onun adı.

Ve ‘Vicdan Sofrası’na oturmak, o kadar ağır bir sorumluluktur ki..
Orada hesap vereceğin çok şey vardır “Tabakların” üstünde..
Her bir “Tabağın ağırlığı” çok fazladır..
Yakar adamı yakar ki feci yakar..
İyi, kötü, yanlış yaptıkların, hakkının geçtikleri; hepsi, karşındadır senin..!!
Ama en kötüsü “Kul hakkı yemektir..”!!
“Vicdan ve vicdansızlık” arasındaki en büyük mahkeme de orasıdır..

Çünkü;
“VİCDAN, insanın içindeki TANRI’nın ARKADAŞIDIR…”

Ve vicdan kazandı..
TFF maçın tekrarı için karar aldı..

XXX

Bunu da anımsatayım dedim..

Çünkü, BEŞİKTAŞLI  UNUTMAZ  AŞAĞIDAKİ  HATIRLATMAYI!

Eski yıllardan beri oynanır Beşiktaş üzerine oyunlar!
“Karanlıklar Prensleri” devreye girer..
Beşiktaş’ın önünü kesmek için her türlü filmi çevirirler..
Bu oyunun adı, “Kirli oyundur”!
Belki de bu yüzden Beşiktaş taraftarı haksızlıklara boyun eğmeyen insanlardan oluşur..

Bu yıl da her türlü “Ali Cengiz” oyununu oynadılar..
UEFA As Başkanı Şenes Erzik bile ötelerden isyan etti.
Donk’un pozisyonu için “UTANIYORUM” dedi..
Bile bile yalan tutanak tutmaktan utanmaz mı insan!?
Düdük çalınmadığı halde “düdük çaldı” demek..!!
Her Türk çocuğu gibi biz de top oynadık hemşo…!!
Hakemin düdüğü dudağına götürdüğü nice pozisyonlarda düdük çalmaZZZ!!
“Çalar”
diyen YALANCIDIR!
Çoğu hakem “koşma pozisyonunda” bu hareketi yapar zaten.
Dolayısıyla,
kendini kurtarmak için kelimelere sığınmak ahlak olmamalı..

Oysa itiraf etmek de bir erdemdir..
Dev gibi yürek istemez..
Adamlık ister sadece..
Erkek gibi, adam gibi, gerçeği ama sadece gerçeği anlatmaktır bunun adı!

Tahkim Kurulu’na bir çift lafım var şimdi!
O maç iptalini ahlak, vicdan ve adalet adına kabul etmelisiniz.. Yoksa..
Açık açık yazan kurallara rağmen iptal edilmezse “Ahlak Tarihine” kötü bir örnek olarak geçeceksiniz ne yazık ki!

Şunu kimse unutmasın:
“Eğer gölgelerin boyu insanların boyunu geçmişse,
o topraklarda güneş batıyor demektir!”
Maalesef bu ülkede durum böyledir..
Ama bu makus talihi olmamalıdır bu ülkenin de..!

Ne yazık ki Türkiye’de;
hakemi de yeneceksin,
rakibini de yeneceksin,
Karanlıklar Prenslerini de..!!

Şimdi, Bilic geldi gözümün önüne..
Yaralı bir Kartal gibi dönüyordu kendi etrafında..
Oysa, ne hayaller kurmuştur Türkiye’ye geldiğinde..
Neler yaşadı neler..
Yarım sezonda da başına gelenler “Pişmiş tavuğun başına gelmedi!”
Kendisi de olup bitenleri, dönen dolapları anlamaya çalışıyordur sanırım hala..(!!)
Tıpkı, Lucescu gibi..
11 puan öndeyken 4 kırmızı kart gösterdiler..
Gitar mitar çalıyor ya bu adam..
Artık Türkiye’den gittiğinde şair olur, bu yaşadıklarından sonra..!!

Vicdan, adalet ve ahlak isyandaydı her zaman..
Ama hem futbol hem de insanlık adına, artık umudum var benim!

Ben CAN; Orhan Can..
En Kalbi Muhabbetlerimle..

Rüzgar estikçe esmer olur bilir misin

DurbunBundan bir yıl önce, 10 Ocak 2013 tarihinde Beşiktaş – İstan’bal’ Büyükşehir Belediye maçını İnönü Stadı’nda yazarken edebiyatçılara nispet yapmış, Beşiktaş’ın aşkıyla yoğrulmuştuk..
Aşağıda linki bulunan “Hani bir kasvet çöker ya adama..”  başlıklı yazıydı o!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22399117.asp
İşte o yazının, maç içerikli bölümleri çıkartıldıktan sonra, söz konusu makale içinde kullanılan betimlemelerden deortaya böyle bir şiir çıktı!

Hani bir kasvet çöker ya adama..
Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya..
Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya..
Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya..
Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya..

Hani efil efil bir rüzgar eser önce ya..
Hani, rüzgar estikçe serine çalar ya..
Sonra,
kara kara bulutlar gelir küme küme..
Sonra,
gök değil gökler gürlemeye başlar ya..
Hani bütün heybetiyle yağmur başlar ya..
Ve sen,
yine yapayalnız hissedersin..
Koca dünyada TEK BAŞINA..
Hani, ‘deryanın içinde olup da deryayı bilmeyen’ o salak balık gibi değil ama..
Hani yalnızlığı ilik ilik hissettiğin anlar vardır ya..
Yanında ‘ 1’ dostun olmasını istediğin anlar…
İşte ben,
hep o acımasız zamanlarda gökyüzüne bakarım..
En korkulu gövdesiyle kapasa da gökyüzünü bulutlar..
Ben, yıldızları görmek isterim..
Göremem ama
göremem ki..
Heyhat, göremesen de yıldızları onlar oradadır oysa!
Dostlar da böyledir işte
Gözlerinle göremesen de
Emin ol, oradadırlar..!!
Kısacası dostum
kısacası,
hakiki evrende asla yalnız değilsindir..
Yoksa,
yalnız mı hissediyorsun kendini..
Öyleyse,
aldanırsın..

Gerçek şu ki,
Rüzgar estikçe, gittikçe serine çalar
Estikçe esmer olur, bilir misin..

Orhan Can
Ben CAN; Orhan Can yani..
En Kalbi Muhabbetlerimle..

NOT: Bu da benden Zeynel Lüle kardeşime hediyem olsun.