Aylık arşivler: Temmuz 2013

70 model arabayla otobanda seyir yapmak

Hatırlayan bilir.

70’li yıllarda futbolda art arda Dünya, Avrupa şampiyonu olurduk(!)
Takımlarımız Avrupa’da kupa neyim bırakmaz, hatta toptan Türkiye’ye getirirdi!
Bazen, karşısında bizim takımı gören ecnebilerin karşılaşmadan çekildiği bile olurdu..
Korkup kaçarlardı yani(!)
“Şerefli yenilgi” tümcesi asla bize ait değildi..
Yunanlılara aitti.. Hatta Almanlara..
1-0  yahut 2-0 yenildiklerinde bile “Şerefli Yenildik” derlerdi bu “gavurlar”..
Hele hele, oynadığımız maç, mucize kabilinden berabere bittiğinde “Çanakkale Geçilmez” başlıklar asla ama asla Türk Basını’na ait değildi..!!
Faiz Lobisi’ne aitti..(!)
Kısacası dünya, futbolda bizden fena korkar, çekinirdi..
Bunun nedeni 2 yabancı oyuncu oynatma hakkı olduğu içindi.
Kısıtlama 2 olduğu için Türk kulüpleri mecburen iç kaynaklara yönelmişti!
Gelsin kupalar, gitsin kupalardı..
Ne yıllardı be…
Sonra, yabancı sayısını 3’e çıkardılar ya..
O zaman başarısızlık geldi..
Bizimkiler tek kupa bile alamaz oldu mirim..!!
YERSENİZ, ‘DURUM BÖYLEYDİ’ ..

Doğru dürüst bir tane bile adam gibi başarımız yoktu..
Aşağılık kompleksiyle dolaşır, yabancıların karşısına çıktığımızda dizlerimiz titrerdi!
Gerçek gerçek, maalesef böyleydi..!
Şimdi yabancı sayısına kısıtlama getirdiler ya..
Bun da amaç Türk Milli takımı ve Türk kulüpleri başarıdan başarıya koşturmak..!

Bu nasıl geri kalmış bir zihniyettir..
Dünya artık tek ev olduğundan bile habersizler..
Neymiş yerli futbolcu yetişmiyormuş..
Milli takım başarısızmış..
Sanki, 88 kez dünya kupası almışız da 89’uncusu alamıyoruz da telaş ondan!!
Peki, Almanya’daki Türk kökenli futbolcular nasıl yetişiyor..
Onların geni başka bir gen mi..!?
Alman takımlarında yabancı sınırlaması mı var..!?
Almanların iki takımı Şampiyonlar liginde final oynamadı mı..?
De ki yabancıları sayesinde yaptı.
Peki, Alman milli takımı, son yılların en başarılı milli takımı değil mi?
Sayı saymasını biliyorsunuz değil mi? Alman U20 takımında kaç Türk var, saydınız mı..
Orada yetişiyor, Anadolu’da yetişmiyor öyle mi..!?
Hadi oradan be..

Demek ki senin sisteminde bir sorun var.. Sisteminde..

İngiliz ya da İspanyol takımlarını da size anlatabilirim..
Misal, daha yakın yıllarda Chelsea final maçına kaç yabancı ile çıktı..
Ben söyleyeyim; tamamı yabancı hatta yedekler de yabancıydı..

Bakın ben ilk arabamı 28 yaşında aldım.
Tek kapı kırmızı bir araba.. Kan kırmızısı..
Ama bir kusuru vardı.. 1973 modeldi..
Gazetenin yazı işlerinde çalışan bir ağabeyimden almıştım..
E, muhabir maaşı 20 gün yetiyor..
Ben arabamı çok sevmiştim ama her gün bir yeri bozuluyordu..
Aslında ben araba almamıştım.
Maaşıma ortak almıştım..
Çevre yoluna çıktığımda gıcır gıcır yeni arabalar beni sollardı..
Ben imrenirdim..
O kadar bozulup yolda kaldım ki şimdi bile bir tamirci kadar bilgim vardır!
Sonra cipim oldu, ormancılardan çıkma..
O kadar motor yaptırdım ki o paraları toplasam 0 araba alırdım.
Gözü kapalı motorunu söküp takarım onların biliyor musun!?
Çevre yolunda tek solladığım kamyon ve TIR’lardı..
Cip, üstü açık ya.. Püfür püfür eserdi..
Ben de şöyle hafif çapraz otururdum..
Ne fiyaka yapardım ama..(!)
Ancak, yanımdan “Vınnnn” diye geçen arabalara da içim giderdi..
Ben yine yolda kalırdım..
Muhtemelen ön kaputtan beyaz duman (Buhar) çıkardı..
Tamirciler bu duruma çok sevinirdi..!!

ANLAMAYANLARA KISSADAN HİSSE YAPAYIM..
70 model arabayla ÇEVRE YOLUNDA iddialı bir sürüş yapamazsın..
70’li yılların düşüncesiyle de 2000’in ilk çeyreğinde dünya ile yarışamazsınız!
“VIIINNNNN” diye geçip giderler yanınızdan..
Siz de arkasından, o geçip gidenleri sadece seyredersiniz..
Eskiler buna “Nal toplamak” da diyor..

Bak arkadaş, herkes kulağını ve beynini açsın, yabancı sayısının kısıtlanması ile dünya futbolu, hele hele Avrupa futbolu ile “DÖVÜŞEMEZSİNİZ”..

Bakın, Türk futbolunu küçük bir iyilik yapmak istiyorsanız, alt yapı işleyişini, özellikle MENAJERLİK SİSTEMİNİ ve Türk Eğitim Sistemini DEĞİŞTİRECEKSİNİZ ya da DEĞİŞTİRTİRTTİRECEKSİNİZ..

Bu kararınızla elbette iç piyasayı hareketlendireceksiniz.
Yerli futbolcuların fiyatı artacaktır, bu doğru..
Ve elbette, yerli futbolcu pazarlayan menajerler avuçlarını ovuşturabilirler..
Ama asla mantar gibi iyi futbolcu yetişmeyecektir..
Ne de şelaleden dökülür gibi kaliteli yerli futbolcu yetişmeyecektir.
Çünkü sistem nakavt olmuştur..
Oysa, daha düne kadar bir futbolcunun 8 menajeri olduğunu ve kulüplerin içini boşaltıldığını bilmeniz gerekir..
1 futbolcunun 8 menajeri olur mu..!?
Oluyordu işte Türkiye’de..
Hatta, bir kulüp başkanının sekizer sekizer senet dağıtılan bu menajerlerin parasını ödemekten çaresiz hastalığına yakalanıp, göçüp gittiğini sahi, unuttunuz mu..?!

Beşiktaş’ın, o zamanlar Küçük Muhammed’i Barselona’ya niye gidemedi?
Çünkü önüne gelen Muhammed’in “Menajeriyim” dedi..
Çocuğun kaderi ile oynanmadı mı…?
Şimdi A takıma bile giremiyor.. Top oynamasını unuttu.
Oysa, Berselona’nın alt yapısına gitseydi, dünya çapında biri olsaydı kötü mü olurdu!? Kim, ne kazandı bu işten..

Bir daha söyleyeyim,
1-Türkiye’deki Menajerlik kıskacı değiştirilmelidir!
Gelelim Türk Eğitim sistemine..
Hangi üniversite, iyi futbol oynuyor, iyi sporcu diye tam burs veriyor gençlere..
Nanay di’mi.!?
Bakın benim oğlum seneye üniversite sınavını girecek..
Dersaneye yazıldı haliyle.
Basket ve futbol oynuyordu..
Bıraktı takımını.
Neden?
E, yarış atı gibi sınava hazırlanacak..
Söyleyin bana, böyle bir ülkede kaç sporcu yetişir..
Oysa yaptığı spor, çocuğun ARTISI OLMALI..!!
Aynen Avrupa’da ve Amerika’da olduğu gibi..

Neyse, daha çok anlatacak şey var da..
Yani kısıtlama yaparak iyi yerli futbolcu yetiştiremezsin..
O dediğiniz kabak tarlasıdır..

Ahg, anam babam ahhg!
Çok dertliyim dertli..
“Gamlı Baykuş” gibi dertli!

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

UEFA’nın Beşiktaş kararının arkasındaki gerçekler

Orhan Canİstediğiniz kararı alın, Beşiktaş kar gibi beyaz ve temiz, gecelerin korkunç siyahı kadar heybetli ve güçlü kalacaktır!
UEFA’nın uyduruk kararı açıklandığını anlarda kalbim duracak gibiydi.
Çünkü bu, namus ve erdemin, ahlak ile dürüstlüğün, adalet ile hakkın sınavı olacaktı..
Bizim Anadolu’da bir söz vardır:
“Et kokarsa tuz vurulur tuz kokarsa çaresi ne..” Yani, çaresi yoktur!
Gelinen son noktadır..
Tıpkı UEFA’nın aldığı yüz kızartıcı karar gibi..
Çünkü, böyle bir kararı kabile toplumları bile almazdı..
Maalesef yeryüzünde adil hak dağıtması gereken mekanizma kokmuşsa, çaresi yoktur!
Steaua Bukureş’e niye ceza vermedi o heybetli UEFA..
Hem de ellerinde şikenin görüntüleri varken?
Böyle çifte standart mı olur..
Oysa adalet, dünyanın her yerinde herkese aynı oranda olmalıdır..
Daha önce de Milan’a veremediler.. Milan gitti şampiyon oldu!
İspanyol, Alman, Fransız vs vs kulüplerine hiç yapamazlar bunu..

Hem, dünyanın neresinde var, daha suç sabitleşmemişken, “insanı” suçlu saymak..!!
Suçun işlenip işlenmediği tam kesinleşmemişken “Hüküm vermek” de neyin nesi yahu!
Katharina Blum’un çiğnenen onuru gibi..
Unutma UEFA, o “Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar..”
Şu yalan dünyada var ya, gerçek adaleti siz de arar durursunuz UEFA’cı çocuklar..
Sefahat içinde olabilirsiniz bugün, ama, gün gelir çocuklarınız arar hakkı hukuku, kim bilir..
Hem şahıslar için “Daha fazla delil bulun” diye yeni rapor isteyeceksin, ama kulübe ceza keseceksin..
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Şimdi ben size sormalıyım;
madem suçun işlendiğinden emin değilsiniz, kişiler için yeni deliller istiyorsunuz; peki ama böyle bir durumda, neden kişilerin kurumuna ceza veriyorsun..!
Bunun neresi adil bir karar..!!
Vicdanlarınız rahat mıdır şimdi?

Bakın, benim için yeryüzü tek bir vatan, tek bir ülke..
Yani, Mavi Gezegen.. Nam-ı değer DÜNYA..
Nefes alıp verdiğimiz, karnımızı doyurduğumuz koca büyük EV..!!
Adalet, Somali’de de, kutuplarda da, Avusturalya’da, uzak Asya, ön Asya’da da, Avrupa veya Amerika’da da aynı olmalı. İnsanları aynı oranda sevmeli..

İsmet Paşa, “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.” demişti.
Bence eksik söylemiş!
Şöyle olmalıydı:
“Birlikte yaşadığımız Mavi Gezegen’de; insanların rengi, dili, dini, ırkı ne olursa olsun, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, yeryüzünün kurtuluşu yoktur..”
Avrupa gelişmiş medeniyetin beşiğiymiş ha!
Hadi oradan be..!!

Bak UEFA!
Bir futbolcu ile menajeri arasında geçen diyalog yüzünden koca bir kulübü şike ile suçlayamazsın..
120 dakika kıran kırana geçen,
penaltı atışlarıyla 134 dakika süren ve kalplerin durup durup çarptığı bir maçta;
üstelik şike yaptığı iddia edilen adamın bir gol atıp bir de asist yaptığı karşılaşmada,
koca bir camiayı lekeleyip cezalandıramazsın..
Rakibin penaltı atışlarındaki 2 topunun direkten döndüğü olayda şikenin “Ş”sini arayamazsın!
Üstelik olmayan bir suça ceza, hiç veremezsin..
Hele hele, Bükreş’e veremediğin cezayı, güdümlü müfettişlerinin raporlarıyla başkasına hiç veremezsin!
Uganda da bile veremezsin..!!
Pigme medeniyeti bile sizin bu kararınız karşısında hukukun ve demokrasini cennet beşiği kalır..
Avrupalı olmakla övünüp, zalimlik yapamazsınız UEFA..
Adil görünüp adaletsizlik yapamazsın, yapmamalısınız..

Bak, balık güzel besindir..
Balık koktuğu zaman tuzlanır et gibi, bilir misin..!?
Sizi de bir gün tuzlarlar UEFA..
Koktunuz çünkü..

Neyse OC neyse..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan Can..

Beşiktaş’ın şövalye ruhlu çocukları ÇARŞI..

orhancan“Beşiktaşlı olduğumuz için haksızlığa karşı çıkmıyoruz..
Haksızlığa karşı olduğumuz için zaten biz Beşiktaşlıyız..”
Böyle yazıyordu Çarşı Grubu’nun pankartında..
Duruşlarıyla herkesi Beşiktaşlı yapan Çarşı’nın gençleriydi onlar..
Yiğit bir televizyoncu sordu:
“Beşiktaş’ın şövalye ruhlu semt çocukları”
Yanıtı, ÇARŞI’ydı..
Hani, genç çocukların demokratik protestosuna, “Gül Devrimi” misali destek veren Siyah-Beyazlılar.. Haksızlığa “Hayır” diyenler yani..
Halkın takımının proleter ruhlu çocukları…
Yaratıcılıklarını hayranlık, saygı ve “kıskançlıkla” izlediğim çocuklar..!!
Toplumun her kesimini çıkarsız, yalansız, hilesiz hurdasız bir ortaklıkta birleştiren ruhlar..

Ol nedenden dolayı ben, yani Ben Can Orhan Can, yani sıradan bir taraftar,
Bir Beşiktaş yönetimi düşlüyorum
“Feda”yı başlatıp, sonra “Biz değil basın yaptı..” demeyecek!
Kendi oyuncusuna iftira atmayacak.. (Q7’ye)
Bir yönetim olsun kanal kanal dolaşıp ağlamayacak..
Bir yönetim olsun taraftarını parayla ölçerek stada sokmayan değil, gençlerini sevecek..
(Ki o taraftarı şimdi dünya konuşuyor!)

Bir yönetim istiyorum taraftarın başını öne eğmeyecek..
Bir yönetim hayalim var benim, borçları indirdim mavalı söylemeyecek..
(Doğru, yakın vadeli borçlar azaldı ama uzun vadeli borçlar 150 (Trilyon) arttı!!
Yani borçlar ödenmedi, ötelendi.. İşin doğrusu budur!!
Karma karışık olan ödeme tablosu sıraya sokulmuştur hepsi o..
Kimse de alacağından vaz geçmemiştir ha..)

Bir yönetim olsun ağlayan değil vizyonu, büyük hedefleri olan..
Bir yönetim olsun gözünü büyük ama büyük kupalara diken!
Bir yönetim olsun en iyi adamlarını 200- 300 bin Eurolar yüzümden başka takımlara kaptırmayan.. Kendini dünyaya güldürmeyen..

BİR DEFA BEŞİKTAŞ GİBİ BİR KULÜBÜN KAPISINDRAN ANAHTARI ÇEVİRİP GİRDİN Mİ en az 70- İLE 80 TRİLYON ARASI GELİRİN VARDIR.

Forma ve reklam ve stat geliri hariç..
TV’de açıkladım, bir yazıda da onu anlatırım. Madde madde..

(Ülkenin en iyi yerli stoperi Egemen gitti Fener’e bedavaya, Ersnt de Kasımpaşa’ya..
Hele bir de Quaresma konusu var ki, ağlamak lazım bilader!
İstenmiyorsa bile kampa alınır, değeri yükseltilir para kazanılarak gönderilirdi..
Oysa zararına, parası tıkın tıkır ödenerek camia yıpratılarak gönderildi.
Söylesinler bakalım bu paralar kimindi? Elbette Kulübün..
Şimdi Beşiktaş’a yararlı bir iş mi yapıldı yoksa zararlı mı..!?
Bir de korkularak, Haziran’a kadar Türkiye’den bir kulübe gidemezsin maddesi konularak!
Madem bi’moka yaramıyordu bu adam, neden öyle şart koyuldu..
Quaresma’nın giderken söyledikleri hala kulaklarımızda.. )
Sahi ya, söylesinler kaç para tasarruf yapıldı ha bu işlerden..!
Açıklansın da bir kez daha gülsün dünya..

De ki tasarruf yapıldı.. Yapılmadı ya..
Uf, de ki yapıldı yahu..!!
Geçen yıl yapılan, Hoca dahil bütün transferlerle kaç para sokağa atıldı!?
İsim isim sayarım burada vallah..!!

Nihat’a ağır konuşurken, neden Samet Hoca’nın parasını ödeniyor..
Çünkü, 1 artı 1 değil de 2 artı 2’lik yani 4 yıllık kontratı siz yaptınız..
Gördünüz mü “Feda” tişörtlerinden gelen para, bakın nereye gitti hele..
Oynatmadığı yılın parası 1.550’yi verecek misin, vereceksiniz..
Gençleştiriyorum diyen yönetimin gençleri oynattırmayan hocası ha!
Daha neler neler..
Bir yönetim olsun, kongre öncesi oy için dernek dernek balolarda dolaşmayan!
Bir yönetin istiyorum,
“Akın var akın
güneşe akın
Güneşi zapt edeceğiz
Güneşin zaptı yakın”
diyecek..

“Taşın altına el sokulmuşmuş..”(!!)
Yok yok, bugün gülmek istemiyorum ben..!!

BAKIN BİR HELE, SKANDALIN AĞA BABASI DA BU

Tamam, önceki yönetim kötü.. Perişan etmiş Kulübü..
Buraya kadar anladık.. Neler yaptıklarını artık herkes biliyor..
Peki ama, eski yönetimin kurduğu Avrupa’da kupalar alan, zafer üstüne zaferler yaşayan basket takımını kim bu hale getirdi..!?
4 kupalı takımı yani..
Kim patates etti bu Erkek basket takımını..!? Ama KİM..?
O şampiyon basket takımı Avrupa’da da dağıldı Türkiye’de de..
Bu mu elini taşın altına sokmak..
Onlar kötü anladık, peki siz ne yaptınız..!?

İnsan başını öne eğer biraz..
Bu, gayet insanı bir utanmadır!
Efendiler, her şeyden önce herkes dürüst olsun..!!

Beşiktaşlıyı ve Beşiktaş’ı neden herkes sever bir misiniz..!?
Söyleyeyim size;
“Çember”, “Şerefiyle, gururuyla, başı dik” dönsün ister Beşiktaşlı..
Torpil morpil, kayrılma, öyle iltimas filan istemez..
Olmaz olsun kayırmalar!
Çünkü, “Adam” gibi galibiyetler ister Beşiktaşlı..
Beşiktaşlı bu çocuklar dişinden tırnağından arttırdıkları ile maçlara gelir..
Çünkü, halkın takımıdır Beşiktaş..
Kısacası, proleter takımdır Beşiktaş..
Emeğe saygı duyar.
Emek hırsızlığı yapmaz.. Emek hırsızlarını da sevmez..
Çünkü, proleter düşüncenin takımıdır O..!!”
Haksızlıklara karşı çıkar..

Belki de “Gençlerin Devrimi” diye tarihe geçecek Taksim Gezi Parkı protestolarındaki Çarşı tavrının, herkesin gönlünde taht kurmasının nedeni budur..!!

Neyse OC kaçar anam babam kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan CAN..