Aylık arşivler: Nisan 2013

“Gıpraşmak” ve “Kımıldaşmak” yassak kardeşim

orhancanAma ya kımıldaşan Oğuzhan olmasaydı..

Beşiktaş’ın Antalya karşısındaki ilk 11 kadrosunu görünce gülesim geldi doğrusu..
Ama olsun, kötü gidişat için Hoca suçluyu buldu ya..
Ben ona “Seviniyorum..”(!!)
‘Suçlu’, Fener galibiyetiymiş..
Takım doygunluğa erişip, “Her şey bitti” demiş..
Hani tıka basa yemek yiyip sıra baklavaya geldiğinde “Pırasa olsa yemem more…” diyen Arnavut gibi!
Kısacası çok fena doyum yaşamış takım..
Sonra ki berbat futbol, yenilgiler, zorla alınan beraberlikler bunun yüzündenmiş!
Doyum yaşamanın anlamı şu:
Hani o kadar çok galibiyetler aldık ki, bir de Fener’i devirdik, e yeter gayri..!!
Kargalar bile güler ama..
Aslında “Doğru” söylüyor Hoca!
Mazallah Real Madrid’i yensek, “Doygunluğa eriştik” diyerek küme düşebilirdik!
Hele bir de arkasından Barcelona’yı yensek, “Çok fena doyuma ulaştık”, “Zirvede bırakmak lazım” diyerek Beşiktaş’ın futbol şubesini kapatabilirdik.. (!!)
Hoca ileriyi “Görüyor” besbelli..(!)

Oysa tribünler 70’li yıllarda yaşadığı kötü gidişat için kendisine uyarladığı “Aldırma Kartal” şarkısını söylüyor..
Demek ki Beşiktaş 40 yıl geriye gitmiş zihinsel olarak.. KIRK YIL..

Öteki cımbış da şu:
Maç öncesi takımlar “ 1” günlük kampa girerler ya..
Beşiktaş “2 günlük kamp” dedi..
Herkes 1 gün yapıyor, Kara Kartal 2 gün yapacak hani..
Ama 1. günün sonunda “Evliler eve gidebilir” dendi..
Bunda amaç, bekar olanların dışarıda fingirdememesi..
Bekarların “kımıldaşması” yasak..
Çünkü süne ve kımıl tarımsal olarak zararlı bir hayvandır!
Futbolculara zaptı rapt yapılıyor yani..

Tabii, fingirdememesi gereken bekar Fernandes sallamadı bu durumu!
Almış çantasını koymuş arabasına doğru eve..
“Zaptı rapt” diye ben buna derim(!)
Takıma hakimiyet, 10 numara doğrusu..

Bakıyorum yedek kulübesine Oğuzhan fazla “Kımıldaşmış mı” diye..
Şayet çok “Kımıldaşmışsa” bu defa ceza 2 günlük kamp değil,doğru falaka..
Olacaksa Osmanlı usulü olsun bari..
Ver tabanlarına sopayı, bak bi’daha yapıyor mu kerata..
Öyle “Evliler eve, bekarlara kımıl yasak”la olmaz bu iş!
Falaka işin özü olmalı.
Hem “Cennet’ten çıkma” demiyorlar mı büyükler!?

Neyse, “Kımıldaşması” yasak olan Oğuzhan 55. dakikada oyuna girdi de Beşiktaş kımıldaştı! 1-0 oldu..
Oğuzhan’ı oyuna almasalar Beşiktaş’ın kımıldaşacağı yoktu ya…

VEE, 76. dakikada büyük transfer olarak alınan ancak “Bu çocuğun da ayağına top değsin” denilerek arada bir oyuna alınan Dentinho girdi..

Oyuna girer girmez topa koştu Dentinho ama saha bittiği için topu yakalayamadı çocuk!
Ee, maç bitiyor ortalıkta yok..
Bir göründü bir kayboldu serap misali..

EN SEVDİĞİM AN ŞU OLDU:
Kart göstermek isteyen hakem elini cebine atıyor kart yok.
Cebine kart koymayı unutmuş!
Buna da şükür ama..
Ya kramponlarını ya da şortunu giymeyi unutsaydı!?
Nasıl bir don giydiğini görseydik iyi miydi yani..
Yok yok, düdüğünü unutsaydı dahi iyiydi! Bize ne donun renginden..
Bi’koşu kenara gitti de 4. hakemden aldığı kartla, kart gösterdi hakem..

Hakemin bir de şu huyuna bayıldım:
Misal faul oluyor ya.
Bu hakem, 10 metre ileriden kullandırtabiliyor!
Hakem takdiri de bu olsa gerek..(!)

3 puan Beşiktaş’ın oldu koca bir “ama..” kelimesi koyuyorum yazının sonuna..
Peki niçin?
Çünkü; taraftarın söylediği bu marş, kulaklara küpe olmalı diyorum..

“Ne zaman şampiyonluk diye bağırsak,
Kursağımızda kalıyor
Söylesene bize hoca
Bu takım neden oynamıyor..”!!

Neyse OC yine kaçar ey güzel insanlar!
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..!!

Son Çeyrek.. Düşümde gördüm bizim ellere..

orhancanDüşümde gördüm bizim elleri
20. yüzyılın son çeyreğinde
bu hasret niye?
İnsanları gördüm gülen
Koşan
eğlenen
Ve ağaçları hayvanları..
20 yüzyılın son çeyreğinde
bu sevgi bu barış niye

Ağlayanları gördüm
üzüntüden kahrolanları
Mutluluğu içkide arayanları
Küçük dünyamızda kaybolanları

Ben dayak yiyenleri
Ben acı dolu yüzleri
Her gün cefa çekenleri gördüm
Tanrım, kullarındaki bu korku
bu karamsarlık niye..

Bir damar gibi benliğimizi saran
İnsanları sakat ve hasta bırakan
güzellikleri mahveden
sefaleti önümüze diken
Savaşı gördüm..

Yetim çocukları, aç insanları
Ölüm saçan çelik araçları
Ölü bir askeri yiyen sinekleri
Evet, ben savaşı gördüm
20 yüzyılın son çeyreğinde
Bu savaş niye..

Peki ya barış nerede
Birbirleriyle kucaklaşanları
Ufacık mutluluğu paylaşanları
Ben kardeşliği, ben barışı gördüm..
İnsanlar öte yanda ölürken
Hastalık bizi yok ederken
Açlıktan takadı kalmamış çocuklar
Yaşam içinde savaş verirken,
Bu barış niye..

Hiroşima’yı gördüm düşümde..
Tıbbın yarattığı harikaları ve teknolojiyi
Anasını sattığımın son çeyreğinde
hani,
İnsanlık nerede..

Sefaletle varlığın kol gezdiği
Yenen
yıkılan
soyulan
paylaşılamayan dünyamızda
Söyle medeniyet nerede..

Orhan CAN 3-3 1984

Berbat

orhancanBu gece dostlar
En berbat meyhaneye gidip
En berbat içkilerle
Berbat şarkıları
berbatça söyleyelim..
Berbat sarhoşluğumuz
ve berbat halimizle
berbat şekilde eğlenelim..
Berbat sokaklarda kol kola
berbat biçimde yürüyelim..

Naralar atalım berbat!
Küfür edelim berbatlara
berbat oldukları için..
Berbat kişilerle kavga edelim..
berbat karakolun
berbat nezarethanesinde
berbatça dayaklar yiyelim..

En berbat evde
berbat bir hatunla
berbatça yatalım..

Berbat bir ahlak zabıtası
alsın bizi..
Dayaklar yiyelim
berbat olsun yalnız..

Berbat yemekler yiyip
berbat olarak zehirlenelim.
Berbat hastanede
berbat bir doktorun
berbatça tedavisini görelim.
Berbat hemşirenin elinden kaçıp
berbat bir fırından ekmek alalım..

En berbat politikacılara oy verip
berbat zamlara
berbatça küfürler edelim..
Duysunlar
götürsünler bizi
Berbat kişiler
dövsün bizi

Berbatça kıvranalım yerde
Varsın berbat desinler
Varsın asi desinler
Ne çıkar!
Biz zaten berbatız

Berbat bir uykuya dalalım
Berbatların itiraz hakkı yoktur ya!
Parçalasınlar sabahlara kadar bizi
En berbat üniversitede okuyup,
güzel ülkemi berbat edenlerden
berbatça laflar işitelim..

Bugün
Berbat olalım..
Hatta berbatın
iks karesi olalım..
Yok yok, kara kökü olalım..

Sevgilimizle karşılıklı
berbatça bakışalım
Berbatça öpüşelim ama..
Sen berbat ben berbat..
Berbatça hayaller kuralım..
Berbat dünyamızın tam ortasına
berbat yerimizden
berbatça şeyler yapalım..

Berbat hayatın
berbat toprağına
bir fidan ekelim..
O berbat olmasın
O berbat yaşamasın..
Dünyayı berbat edenlere inat

Yaşayalım berbat..
Berbat bir uykuya dalalım
Berbat olsun hayatımız
Berbatız ya
Berbatça berbatlaşalım..

Berbat bir şoförün
berbat arabasının altında
berbatça can verelim..
Berbat insanlar eşliğinde
en berbat mezara girelim..
Ve mezar tayımıza
Berbat yazılarla
“Ey Berbat!
Burada berbatça yatan berbat,
Berbat yaşayıp,
Berbatça öldü..
Doğum 1962 ölüm: Berbat bir yıl”
Diye yazsınlar..
Şanımız yürüsün berbat diye..
Ama biz,
Yattığımız yerden
Berbat dünyanın
berbat haline
Kıs kıs gülelim..
Berbat kahkahalarla..

Orhan CAN – 1987

Martılar da sustu bak..!!

orhancanBoğazın soğuğu yüreğime vuruyor
Yağmur damlaları suratımı okşuyor
Ve ben
Seni düşünüyorum bu gece.
Çok uzaklarda değilsin biliyorum.
Geminin güvertesi boş bu gece
Martılar da sustu bak
Kuru bir makine gürültüsü
Titreyerek çalışıyor.
Ve ben,
Seni düşünüyorum bu gece.

Seni sevebilmek seni
Benimsin diyebilmek sana.
Kaybolmuş sevgilerin çağrısı bu.
Sevgiler ölüyor bak
Ve sevgiler doğuyor bu gece.

Seni sevebilmek diyorum
Yetişebilmek sana
Bilemiyorum,
Köhnemiş sevgilerin kucağında
Bağırıyorum;
Onca çirkinlikler içinde
Seni sevdim ya seni..

Orhan Can
6-12-1985

Karlar eridi bak! (BAHAR)

orhancanKarlar eridi bak!
Bir bahar kokusu ki sorma
Kuşlar da cıvıldıyor
                   tomurcuk açmış ağaçlar..
Gür bir hayat geliyor topraktan
Toprak,
                 toprak uyanıyor..

Farkı yok başka diyarlardan
Aynı hamurdan yoğrulmamış insan..
Ne fark eder ki
devran aynı devran..

Zaman zor
         zaman kötü
                     zaman zalim..
Ve zaman yürekler acısı..
Ey zaman!
Ben sana düşman
                  sen bana düşman
Saçımdaki aklara
                  aldırış etmiyorum ama
                                     yüreğimdeki zincir yok mu
Düşmanın sana işte!

Gülücükler saçıyor bir çocuk
Ne güzel!
Kırlarda koşuyor
Ne güzel..

Yine kömür taşıyor
                         kömürcü Salih..
Yine kazma sallıyor
                         işçi Hurşit..
Bire bin katarak konuşuyor
                              bizim Dursan…
Ve arkada,
               arkada
Yine
Kötü konuşuyor talih!

Ama üzülme güzelim
Yeni bir hayat doğuyor
Yeni bir hayat..
Kimse durduramaz karların erimesini
Sen üzülme güzelim üzülme
Sen unutma güzelim unutma
Her kışın bir baharı olduğunu..

Artık kötü konuşmuyor talih.
Ve ilk kez ben,
Düşmanlık duymuyorum zamana..
Benden alıp götürse de bir şeyler
Zaman
yeni bir hayat getiriyor..!

Orhan CAN – 25 Şubat 1980

Sen söyle sevgili..

orhancanGüz günleri çabuk geçmez
Hüzünlü ve ağlamaklı insanlar
En buruk zamanda
En içten gülücükler
Solmuş yapraklar arasında..

Uzaklarda bir gemi
Azgın dalgalar isyanın sesi..
Ve sen bana
Her zaman ki gibi uzak
Günler saymakla bitmez
Çılgın memeli kızlar hasrettir bana..
Hasret sevdanda

Kuşlar uçmuyor tepende
Gökyüzü ne kadar berrak
Kelepçe zincir şıkırtısı
Özgürlük sevdanda..

Motor gürültüsü insana benzer
Jop şakırtısı acımasız
Yanımdaki resim
Sevdan sevdalarımda

İnsan nasıl insan ki
Zülm eder insana
Acı dolu günler geçmek bilmez

Oy gelsinler üstüme gayri
Yaşamaktan yana oyumuz
Elbet gerçekleşir hülyamız

Sen söyle sevgili
Mor kuşaklı ölüm
Sessiz geçsin uzaklardan
Turnalar şarkı söylesin.
Sevdan sevdada kalsın..

Orhan CAN – 1980

Tüm suç onun mu sanki şarkı söylediyse bütün yaz

orhancanGel etme karınca kardeş
ağustos böceğine acı
tüm suç onun mu sanki
şarkı söylediyse bütün yaz..”(!!)
Ne güzel de söylemiş şair..(X)

“Beşiktaş gerçek futbolunu ortaya koyarsa, daha önce yaptığı gibi” diye demeç veriliyor maç öncesi..
“Mühim bir açıklama mı?” diye kulak kesiliyorum..
“Hava sıcak, zemin güzel” diyor muhabir..
“E, güneye geldik normal. Hava sıcak, zemin güzel olacak” yanıtı veriliyor ..
E bu cevap verilmese, Türkiye’de bahar havası varken Mersin’de kar yağdığını sanacaktık!

Muhabbet, pardon röportaj bu içerikte..
Bense yukarıdaki şiirdeyim hala..
“Şair, ne güzel de hicvetmiş karınca ile ağustos böceğini..” diye düşünüyorum.
Oysa, karınca da çalışıyor, ağustos böceği de..
Çalışma biçimleri farklı sadece..
Bence mesele, kimin karınca kimin ağustos böceği olduğudur..

Anımsatmakta fayda var!
“Feda” sezonunda Beşiktaş ekibi Fethiye’deki bir otele yerleşerek “tatilkamp” yaptı.
Bu ‘tatilkamp’ öncesinde Salı akşamı Azerbaycan’a karşı oynayan Almeida çarşamba günü takıma katıldı.
Ve o Almeida Çarşamba günü Tepecik karşısında hazırlık maçında oynatıldı.
Ve o dinlendirilmemiş Almeida maçın başında sakatlandı..
Karar sizin..

Ligin dibindeki bir takıma karşı oynanan bu futbol, kime gelecek vadedebilir Allah aşkına..
Bırakın deplasmanı, İnönü’ye gelen en zayıf takım bile “Beşiktaş’ı yenmeye geldik” diyor.

Demek ki sezon başından beri hakim olan anlayış rakipleri zihinsel olarak büyütmüş Beşiktaş’ı…

Mersin ilk yarı Beşiktaş’ın iki katı orta yapmış.. Ben demiyorum, vallaha spikerin yalancısıyım..
“Sahada topu oynayan Mersin, tribünlere hakim olan Beşiktaş” diye gelen bir mesaj herkese ders olmalı bence..
Fernandes’in gol attıktan ve attırdıktan sonra sevinmemesinin anlamını bilmeyen var mı acaba!?
Kayseri asıllı Messi dahil o büyük siyah beyaz formayı giyenler ne yaptı sizce bu gece..?

Bence bu sene futbolun oyun kurallarını değiştirmeli.
Misal, maç sonucu oylanarak belli olmalı..(!)
Taraftar sayesinde belki şampiyon olunur..

Artık kızmıyorum ben de o güzel şair gibi..
Tüm suç onların mı yani..
Koca bir sezonu yok ettilerse..

Neyse OC kaçar artık..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

(X) Şiir: 4 yıldır sizlere birçok yazıda şiirlerini alıntıladığım ve genç yaşta hayatını kaybeden Muzaffer Tayyip Uslu’ya aittir..

BU ARADA;
Spikerlerin, kalecilerin ani reflekslerine “Reaksiyon gösterdi” demelerine bayılıyorum doğrusu..
Kalecilerin “Tepkime” göstermiş olduğunu izah ediyorlar yani..
Tabii, futbol da bir nevi nükleer santral sayılır!
“Bir element atomunun başka bir element atomuna dönüştüğü olaylara Nükleer Reaksiyon denir” ya, kalecinin de ani kurtarış yapma girişimine de “Top elementinin bütün atomlarının kale içine girerek GOL elementi atomuna dönüşmesinin kaleci tarafından engellenmesine Kaleci Reaksiyonu” denir..
Ve elbette ortaya çıkan vakanın birincisine “Nükleer Enerji”,
ikincisine de “Kaleci Enerjisi” adı altında “Spiker betimlemesi” denir..

Fizikçiler kıskançlıktan çatır çatır çatlıyordur herhalde..(!!)