Aylık arşivler: Şubat 2013

Martılar da sus tu bak..!!

orhancanMartılar da sustu bak!
Boğazın soğuğu yüreğime vuruyor
Yağmur damlaları suratımı okşuyor
Ve ben
Seni düşünüyorum bu gece.
Çok uzaklarda değilsin biliyorum.
Geminin güvertesi boş bu gece
Martılar da sustu bak
Kuru bir makine gürültüsü
Titreyerek çalışıyor.
Ve ben,
Seni düşünüyorum bu gece.

Seni sevebilmek seni
Benimsin diyebilmek sana.
Kaybolmuş sevgilerin çağrısı bu.
Sevgiler ölüyor bak
Ve sevgiler doğuyor bu gece.

Seni sevebilmek diyorum
Yetişebilmek sana
Bilemiyorum,
Köhnemiş sevgilerin kucağında
Bağırıyorum;
Onca çirkinlikler içinde
Seni sevdim ya seni..!!

Orhan Can
6-12-1985

Ruhları yanmış ruhsuzlar..

orhancanBeşiktaşlı oyuncular ısınırken ben, “Adam gibi maç olsun” diyorum..Kendi kendime konuşuyordum ama “Görmezlikten gelme, kayrılma, torpil istemem”

Mesela, Beşiktaşlı bir oyuncu diğer oyuncunun sırtına kramponla basar ve buna kırmızı kart göstermezse, öteki dünyada da o hakemin yakasındadır yirmi tırnağım..

Ya da kalecinin tuttuğu topu eliyle alan bir Beşiktaşlı oyuncuya kart göstermezse, o hakeme de yuh olsun! Hatta, “Öyleydi böyle oldu” manşetleri atılsın..
Öyle kayırma, böyle iltimas yaptıktan sonra çocuklarının yüzüne nasıl bakar insan..

Siyah – beyazlı oyuncu hakeme tükürdüğü halde “Tükürmedi” diye itiraz edilir, verilen 12 maç ceza 4 maça düşürülürse onu da kabul etmez Beşiktaşlı!
“Bendense, en kötü suçu işlese bile suçsuzdur” demez Beşiktaşlı..
Çünkü ahlaki çöküntüdür bu!
Daha önce “İftiralardan” dert yanıp, daha sonra sen başkasına iftira atmayacaksın..
Bir hakemin hayatını karartmayacaksın !?
Yani, sana yapılan zulmü sen başkasına yapacaksın..
O zaman, sana daha önce yapılanlar için ağlamayacaksın..
Mazlumken zalim olmayacaksın..
Anla artık!
Anla ki, “Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece” o da seni, 4. dakikada kırmızı kart görerek yalnız bırakacaktır..
Sen öyle yapma..
Böylece başkaları gibi uzatmalar hariç, 86 dakika ölüp ölüp dirilme..
Çünkü, “Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır..”(X)
Bu söz, insanoğlu için kanundur unutama!
xxx
Neyse ya,
Buz gibi bir İnönü gecesi..
Hava açık olsa, yıldızları görürsünüz..
İnönü’nün üstünde “Siyah” zemine yayılmış milyonlarca “Beyaz” yıldızı görürsünüz..
Bu, ‘Siyah ve Beyaz’ın hiç bitmeyen balayının destansı fotoğrafıdır..
İşte bu yüzden, şartlar ne olursa İnönü’ye gelmeye çalışırsın..
(Besbelli sevdiğini görmek için tabii..)
O yüzden “Futbol basit duyguların işidir, o yüzden sevilir” diyen cahillere inanmayın!
Hem cahil hem hasettirler..
Futbol karışık duyguların işidir. Basit değildir asla, basitçe sevilir sadece..
Bu nedenledir ki, koca koca genel müdürler, nice edebiyatçılar futbol aşığıdır..
Şairlerin, ressamların, kısaca sanatçıların çoğu bu yüzden bayılırlar bu futbola..
Çünkü; futbolun estetiği sanata, yaratıcılığı sanatçıya, yardımlaşması proletaryaya, anlık kararları IQ’ye yani bilime, kaçan fırsatları ahlara vahlara, yanlışları keşkelere, yenilgisi hüzne, yengisi sevince, sevgisi aşka benzer..vs vs vs
Yani, insani duyguların tamamına hükmeder..
“Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık ‘sevda’ da boğulur” diyor ya Cemal Süreyya..
Öyle bir şeydir işte takım sevdası..
Bu yüzden, kimilerini sen den nefret etmesinin nedeni senin gibi olmaya çalışıp da olamamasındandır.. Kıskançlığındandır, hasetindendir..
Ruhları yanmıştır onların..
Yanık ruhlardan uzak olacaksın..
Yanık ruhların vicdanı, insani yani kalmamıştır..
xxx
Niang iyi bir topu kaleciye nişanladı. Yakışmadı ona..
“Seni o topu köşeye bırakman için aldılar..
Öyle olacağını bilsek, senin yerine genç birini orada oynatırlardı..
Haydi esmer çocuk..” diyorum kendi kendime..
Esmer çocuktan değil ama sarışına yatan çocuktan, Ersan Gülüm’den geldi gol!
Önündeki Gaziantepliler’e rağmen “Kule” gibi yükseldi..
Acaba TV spikeri, 35’lik “Tekaüt” futbolcunun attığı golün kopyasını atan Ersan için de bağır bağır bağırıyor mudur..?
“Dünya hayran kalır”, “Füze gibi yükseldi” filan der mi acaba..!?
Muhtemel ki demez!
Xxx
Maçın Mektubu..
“Sevgili Hakem Bey,
Misal, Gaziantepli oyuncu işaret parmağı ile hakemin göğsünü vuruyor.
Hakem ses etmiyor.. Olmaz, anacağım vereceksin cezayı..
Çünkü maçın başında bunları hoş görürsen ilerleyen dakikalarda seni “Hoşgörüler..”
Ya da Niang havada yükselmiş, arkadan beline vuruyorlar..
Buz gibi penaltı ama sen “Eline çarptı” diyorsun..
Olmuyor işte, adil olmuyorsan adil olmaya çalışmalısın hakem beyciğim.
Bak, yüzüne tükürüldüğü halde “Tükürülmedi”, “Bilinmeyen bir sıvıdır” diyerek, haksız çıkartılan arkadaşına vicdanı olan herkes üzüldü..!!
Mesela dirsek atan Gaziantepli oyuncuya kırmızı kart göstermeyip ne gösterecektin!?
Sakın yanlış anlama hakem bey, ben sana kızmıyorum..
Çünkü torpil morpil istemiyorum.
Ben, dünyaları kaçıran Beşiktaşlı oyunculara kızıyorum.
Hepsi bu..!!
Çünkü tarihi yenilenler değil, yenenler yazar..
Tarih denen mezarlıkta, yenildiği için yok olup gitmiş nice topluluklar vardır.
Bu yüzden, büyük takımsan sahadaki her şeyi yeneceksin..
Adaletsiz hakemleri de yeneceksin..
Bak bu arada, günün kehaneti ön sıradaki Beşiktaşlıdan geldi:
“Eyvah rakip 10 kişi kaldı..”
Antep golü buldu..
Kehanet gerçek oldu..
İnanın size kızmıyorum..
Dünyanın fırsatını kaçıran Beşiktaşlı oyunculara kızıyorum..
Karşı karşıya kalıp da atamadıkları pozisyonlara hayıflanıyorum..
Niang’ı çıkardı Muhammed’i oyuna aldı Hoca..
Diğer değişiklik 3 dakikalık uzatmada geldi aklına..
Yine “Feda” diyerek cipe binmelerine öykünüyorum elbet..
Her hafta 3 – 5 binlik gıcır gıcır elbise giymelerine..
Bak, taraftar yönetimi protesto ediyor..
Gaziantepli oyuncuları ise alkışlayarak uğurluyor Beşiktaşlılar..
Ben size, hiç kızmıyorum Hakem Beyciğim..
Ben ruhumu incitenlere kızıyorum..!!”

Bu gecenin sonu böyle olmamalıydı..

OC kaçmıyor bu gece..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN, Orhan Can..

(X) Yukarıdaki o büyük tespit, karanlık beyinlerin hain pusuda şoförü Sinan Ercan ile birlikte şehit ettiği rahmetli Çetin Emeç’e aittir..

Bu arada, bana “Acı iyidir, Antep acısı daha da iyidir”:))) diye mesaj atan üniversite arkadaşım sevgili Nuray Coşan Temiz’e karşı cevabımı saklı tutuyorum..

Yıkıcı bir aşk bu..

orhancan“Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü..” diyor şair..
Bir Beşiktaşlı gördüğünüzde “telaşlanmaya” bilirsiniz..
Ama iki Beşiktaşlıyı yan yana gördüğünüzde “dikkat” kesilmelisiniz..
Yok, üç Beşiktaşlı konuşuyorsa, orada bir başkaldırı, ruhlarda ‘ihtilal’ rüzgarı vardır bilesiniz.
Hele hele, dört Beşiktaşlı yan yana ise “devrim” çoktaan olmuştur..
5 tanesini siz düşünün gayri..!!
Belki de bu yüzdendir Dünyanın dört bir yanında Beşiktaş tribünlerini çok sevilmesi..
Hatta Van’da, Tunceli’de..
Van’ın çarşısını gezin bir hele!
Unutmazlar asla 65. dakikada kar yağışı altında Van için soyunan Beşiktaşlıları..
Unutamazlar ki on binlerce atkıyı Van’daki kardeşlerine gönderen siyah Beyazlıları..
Bu İnönü’nün tribün ruhudur..
Muhalefet, aykırılık, duyarlılık, dayanışma ve kardeşlik..
Ve bu yüzdendir Elazığlıların Beşiktaş sevgisi..
Ve bu yüzdendir Tuncelilerin, Elazığ’a gelen Beşiktaş’ı seyretmek için otobüs otobüs komşu kente akmaları..
“Tunceli’de yüz kişiye sorun. Yüzde 60’ı Beşiktaş der! ‘Hangi Gruba yakınsın?’ sorun, yüzde 70’i, ‘Çarşı Grubu sempatizanıyım’ der. İnönü’ye gelemediği, oradaki insanlara katılamadığı, İstanbul’daki maçları uzaktan seyrettiği için sempatizanım” der ha.. Bu yüzden Tunceli’nin çarşısında, ‘Çarşı Restoran, Çarşı Pasajı’ gibi birçok işyerinin adı ‘Çarşı’dır” diyor DHA’nın Tunceli muhabiri Ferit Demir, Elazığ’a Beşiktaş maçına giderken..

Hemen önümde 2 Beşiktaşlı konuşuyor.
Ben de dikkat kesiliyorum tabii..
“Biliyor musun” diyor biri, “Niang’ı twitter’den transfer etmişler..”
“Hadi ya” diyor öteki..
“Evet ya, Niang tweet atmış ‘Türkiye ya da Fransa’ya gideceğim’ diye bizim yöneticiler oradan görmüşler. Hoca’ya sormuşlar alalım mı diye. Hoca ‘Yok istemem’ demiş.. ‘Ya olur mu Hoca’ demişler ve ona rağmen adamı twitterden transfer etmişler.
Ama daha komiği ne biliyor musun..?
Niang imzayı attıktan sonra yöneticinin biri ‘Sen, sakat olduğun için mi Beşiktaş’a geldin..’ diye sormuş.. Skandal değil mi bu?” diyor..
Öbürü sessizce dinlemeye devam ediyor..
Bana bir gülme geliyor hemen arkada..
Çocuklar devam ediyor.. “Biliyor musun” diyor uzun boylu olanı..
“Delgado da bonservisim elimde geleyim’ demiş bizim ki istememiş biliyor musun?”
“Atma, o kadar da değil..”
“Sen inanma daha, olay böyle işte..”
“Hele arka arkaya gelen saltıkları sana anlatsam..”
Anlat..
“Hani sakatlıkların suçunu kramponların içinde, dışında, dilinde, bağcıklarında, tabanında, RENGİNDE(!) arıyorlar ya..
Almeida 1 hafta önce zemini açıkladı, bir hafta sonra kendi sakatlandı.. Suç, devre arasındaki kamp yerinde.. Bu skandal değil midir? Zemini bozuk olan yerde nasıl takımı kamp yatırısın..!?”
Bana göre skandalın ağa babası ya..!!

Neyse gelelim maça,
İlk yarının son düdüğü çaldığında Veli’nin oğlu Orhan Veli gibi ben de
“Tarifsiz kederler içindeyim..”
Sizce ben, iyi şeyler mi yazmalıyım..
‘Bu takımla Berselona’yı bile yerle bir ederiz’ mi demeliyim..

4. dakikada gol attı Elazığ.. O kadar adamın içinde vurdu adam..
İlk yarı Beşiktaş’ta tek adam var, o da Sivok..
Holosko’nun golü çok hoştu ama..

Ha, Başkan “Sneijder ve Drogba heyecan vermiyor. Ben olsam almazdım” demişti ya..
Beşiktaşlıyı tanıyor Başkan..
Heyecandan “tir tir”, yok, zangır zangır titretmek için öyle bir takım kurmuş olmalılar..
Siyah-Beyazlıları böyle titretmekten, heyecandan zangır zangır yaptırmaktan hoşlanıyorlar besbelli..
Aşkın ızdırabını doya doya yaşatıyorlar taraftara yani..
Maçı gazetede seyrediyordum.
Gerilimime monitör bile dayanamadı. Elektriği kesildi..
Beşiktaş’ın 2. golünü göremedim.. Tekrarından seyredeceğim artık.

Niang’ın girer girmez attığı pas sayesinde Beşiktaş 3. golü buldu..
Zar zor, oldu ya. 1-0 geriye düştüğün maçı çevirmek iyi iştir.
Ne derim, son nefesinde bile umudunu yitirmeyeceksin.. Umut, hayatın goncasıdır çünkü..
Bazılarına rağmen 3 puanı aldı Beşiktaş..

BÜYÜK NOT:
Maçtan hemen sonra Ferit Demir aradı: “Elazığ’da, 13 bin Elazığ taraftarının 7 bini Beşiktaşlıydı. Sesizce maçı izlediler. Çünkü Beşiktaş taraftarına ayrılan yer küçük bir yerdi. Mecburen Elazığlı taraftarların oradan bilet alıp seyrettiler. Beşiktaş’ın bölgede bu kadar sevildiği bir kez daha gördüm” dedi..

Bu gece OC kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Ha bu arada,
Cemal Süreyya’nın “Bu Bizimki” adlı şiiri benim sevdamı anlatır sanki..

Benden bütün Beşiktaşlılara armağan olsun..

“Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü..

Bölücü bir aşk
Ekmeği suyu bölüyor
Günde üç öğün..

Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis..

Yasadışı bir aşk bu,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor..

Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor..

Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice’inkine
Fena öykünüyor..

İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor..

İlahi Cemal Süreyya, bu kadar güzel anlatılır bir sevda masalı yahu..!!

Boşuna senin için dememişler,
‘Tanrı
Bin birinci gece şairi yarattı
Bin ikinci gece Cemal’i…’ diye (Ülkü Tamer)

Halbuki İnönü’de dünyanın en güzel olayı olmuştu..

orhancanAnlayacağınız, Beşiktaş taraftarı yine yapmıştı yapacağını.. Çünkü, dünyaya bir kez daha örnek olmuştu.. Oysa ben, bu muazzam mavi gezegen İnönü’deki olaya şahit olmadan önce yani,

“Güzel haberler bekliyorum artık,
Kapının ardındayım, çalın zilimi..
Ayakkabılarınız kirli olsun fark etmez..
Çok özledim, girin içeri..”(x)
diye düşünüp,
“Yorgun kramponlarınla,
terli formalarınla gel Beşiktaş..
Özledik be, al artık 3 puanı..”
diyen Beşiktaşlılara kulak kesilmiştim..
.
Bana göre iki proleter takım karşı karşıyaydı bu gece..
Beşiktaşlı Karabükspor’u, Karabüklü Beşiktaş’ı sever..
Takımlar ısınırken Beşiktaş taraftarı “Beşiktaş Karabük el ele, hep beraber tribüne..” diyerek İnönü’yü inletiyordu ki o güzel tablo ortaya çıktı..
İki takımın oyuncuları Beşiktaş taraftarını kırkmadı ve istenileni yaptı..
Yer yüzündeki bütün nesillere, bundan daha güzel örnek nasıl olunur ki..!?
Sporun kardeşlik olduğu, sevgi olduğunu, centilmenlik olduğunu
Hele hele, misafir tribününü dolduran Karabüklüler de “Beşiktaş Karabük el ele, hep beraber tribüne..” diye slogana katılınca, varın siz düşünün İnönü’deki ambiansı..
Taraftar maç başlamadan hemen önce aynı hareketi bir kez daha yaptırınca dünyaya örnek davranış bir kez daha pekişmiş oldu..
Daha ne yazayım ki gardaş!
Bu maç için daha ne yazayım..!?
Bu davranış kelimeleri tüket mi anam babam tüketmez mi?
Ama böyledir hayat.
Bazen kelimeler kifayetsiz kalır..
Çünkü; bir davranış bir hareket, tüm kalpleri fethetmeye yeter böyle..

Biliyorsunuz,
Mahalle maçında auta giden topa “Gol” diyen çocuk Beşiktaşlı değildir..
“O golse bizimki de gol” diyen de hiç Beşiktaşlı değildir..
“Tamam be o’lum gol olsun..” diyen Beşiktaşlıdır işte..
xxx
İbrahim Toraman’ın Karabüklüler arasından “sızarak” Fernandes’in ortasına dokunması ile durum 1-0 oldu..
Benden söylemesi, ilk yarı bittiğinde Fernandes için tehlike “Çakarları” çaktı..
Hani kayalık bölgelere, “Burunlara” fener koyarlar da ışıkları yanıp söner..
Ya da denizin ortasında yüzen bir şamandıra vardır ya..
Kardinal şamandırasıdır o..! Dalgaların ahengi ile bir sağa bir sola yatar durur hani..
Roma’daki Kardinalleri anımsatır.. Tipi öyledir de..
Tepesindeki ışık, bir sistem dahilinde “Çakar”..!!
Kimi, 3 yanar 1 durur, kimi 5 yanar (çakar) 2 durur.. vs vs
Size, tehlikenin mesafesini verir.. O yanıp sönmelerin bir anlamı vardır!
Duran ya da durmayan, kestiği tüm toplar kısa düştü Fernandes’in..
Adamın bacaklarında derman yok çünkü..
Bunun iki nedeni vardır..
Biri, ya hazır değildir.. Öteki, uykusuz gecelerdir(!)
Ah o uykusuz geceler yok mu?
Duran topları ona attırmamak lazımdı.

(Ben böyle dedim ya, hoca çıkarttı Fernandes’i. Oyun kuran adamı oyundan aldı iyi mi..? Ben ‘duran topları ona kullandırtamayın bari’ dedim. Hiçbir varlık göstermeyen Dentinho’yu aldı..!! İnanılır gibi değil orta saha dağıldı)
xxxxx
Neyse Oğuzhan’ın “Al ve vur” diyerek attığı topu Olcay gole çevirdi. 2-0 oldu.
Karabük de 10 kişi kaldı..
İnanılır gibi değil ama 2-2 oldu.
Taraftar tribünde harikalar yaratırken, takım da sahada yarattı(!)
2-0 öndeyken 10 kişi kalmış rakipten 2 gol yiyerek..
Hani size “Vasati 40 çöpün gerçek anlamını” anlatmıştım ya daha önce..
Aynen öyle, sanki adamlar 10 kişi kalmadı 13 kişi oynadılar ikinci yarı..
Ve sanki Beşiktaş 11 kişi değil de 9 kişiydi sahada.. Alın size Vasati 40 çöp..!!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21601297.asp

Almeida’ın yerine girme şansı elde eden Sinan Kurtulmuş büyük fırsatı kaçırdı.
Oysa, günün “Kahramanı” olabilirdi.. Ancak mayası sağlam o çocuğun..
Fırsat verilirse çok iş yapar..
Özet olarak:
Çizgiden çevrilen ve gol olan topu hakem vermedi..
Buz gibi golü vermedi hakem..
Fauller verilmedi, dakikalarca duran maç için bir de ‘3 dakika uzatma’ dediler!
Bir takımın hakkı bu kadar yenmez ki..
Top rakibe çarpıyor kornere çıkıyor, hakem “out” kararı veriyor..
Karabük’ün ilk golü gökyüzündeki güneş kadar gerçek bir faul.. El insaf be ama..

Tabii, takımında durumu ortada.. Hakem hakem diyoruz da, sen büyük takımsın hakemi de yeneceksin arkadaş! 50 metre uzaktan gelen top; yani 1. gol, yenecek gol mü birader?
Bir sorun bakalım kendi kendinize:
10 kişi Karabük mü kaldı, yoksa Samet Hoca’nın Beşiktaş’ı mı..!?
Bence Beşiktaş sahada 11 kişi gibi gözükse de 8 kişiydi..(!)

Neyse OC herkese selam eder..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

NOT:(x) Yukarıdaki şiir dizeleri yazan sevgili üniversite arkadaşım Aslı Sara Didari ne de güzel anlatmış “Beklentiyi”! Ha, herkesin beklentisi farklıdır. Benimkisi, aşağıdaki gibidir.

“Güzel haberler bekliyorum artık,
Kapının ardındayım, çalın zilimi..
Ayakkabılarınız kirli olsun fark etmez..
Çok özledim, girin içeri..”
Yazık, bu gece de 3 puanla evimizin kapısından içeri giremedi Beşiktaş..
Yoksa; amanin, bu Beşiktaş mı beni şair ruhlu yaptı anacığım..
Şiirleri, kelimeleri sevmem yoksa bundan mı gözümün yağı..!?